Eski Mısır Sanatı

0
12

Eski Mısır medeniyeti yaklaşık 3000 yıl sürdü.Bu süre içinde Mısır’da neredeyse sanat hiç değişmedi.Erken dönem sanatçıları, her türden tasvirin nasıl yapılmalı gerektiğine dair bir sistem geliştirdiler.Bu prensipler nesilden nesile aktarıldı, betimlemenin kuralları haline geldi.Sanatçılar da bu kuralların dışına çıkıp da bir üslup geliştiremezdi.Büyüye inanıyorlardı ve selametlerinin devamı için tanrıyı memnun etme gereği duyuyorlardı.Diğer antik uygarlıklarda da durum böyleydi.Çoğu sanat eseri bu bilincin etkisiyle ortaya çıkmıştır ve inanışların temelinde ahiret inancı yatar.

Mısır’da sanat eserlerinin büyük bir kısmı canlıların görmesi için değil de mezarlıklar için yapılmıştır.Bu dönemin edeleri bize estetik olarak çekici gelir fakat yapılış amacı bambaşkadır.Eski Mısır dilinde “heykeltıraş” için kullanılan kelimelerden biri olan “canlı tutan” da bu amacın ipuçlarını bulabiliriz.Mısırlı sanatçılar için amaç ne bir şeyleri süslemek veya güzelleştirmek ne de eserleriyle etraflarındaki insanlara şans getirmekti.Tüm Mısırlıların amacı aynıydı.Ölülerin ahiret hayatına kavuşmalarına yardımcı olmak ve tanrılar tarafından kabul edilip bu dünyadaki yaşamlarına devam etmelerini sağlayacaklarını düşünüyorlardı.Mezarlar da gündelik nesnelerle ve defnedilen kişinin günlük hayatından sahnelerle donatılırdı.Mezarlara, aile üyeleri ve hizmetçiler gibi çevrelerindeki insanların resimlerinin yanı sıra, ölen kişinin hayatını nasıl geçirdiğini anlatan heykeller de konulurdu.Eski Mısırlılar, mezar kapandıktan sonra içindeki resim, kabartma ya da heykellerin tasvir ettikler kişiye dönüşeceklerine inanırlardı.Bu inanışa göre, bir hizmetçinin tasviri, öbür dünyada gerek duyulduğunda hizmetçi yerine geçerdi.Mısırlılarda sanatçının görevi her şeyi olabildiğine açık ve net göstermekti.Sanat özünde şematikti.

Bireysel yorumlar,gözleme dayalı çizimler,hayal gücü mahsülü süslemeler, kuralları ihlal eden tüm ekleme ve değişiklikler kesinlikle yasaktı.Öte yandan sanatçılar uzun çıraklık dönemler boyunca betimlemenin katı kurallarını öğrenmek ve bu kuralları tüm resim, kabartma ve heykellerde kullanmak zorundaydılar.Mısır sanatında karşımıza çıkan şekiller ve biçimler basit gözükse de, geometrik düzen ve tüm unsurların yerleştiriliş şekli karmaşık bir denge ve uyum barındırır.Burada amaç, üslupçuları ve mutlaklığını ortadan kaldırmaktı.Bunu gerçekleştirirken bir yandan da mutlak temsil biçimleri sayesinde yüzyıllar boyunca hayranlık duyulan ve taklit edilen kendine özgü ve dikkat çekici bir biçim dili yaratmış oldular.Sanatçıların, eserlerine metodik ve sistematik bir yaklaşımları vardı.Örneğin, duvar resimlerinin altyapısında bulunan ızgara sistemini oluşturan çizgiler, Kırmızı boyaya batırılmış sicim kullanarak oluşturulurdu.Sonra papirüs üzerine eskizler hafifçe çizilip, son olarak resim canlı ve mat renklere boyanırdı. Derinlik, perspektif ya da dokuyu yansıtmak için çaba gösterilmez, ne nereden iyi gözüküyorsa öyle çizilirdi.Kabartmalar da benzer yöntemlerle yapılırdı.Taş bloklardan oyulan heykeller de tasvir geleceğinin katı kurallarını takip ederdi.Ölü bir firavunun heykeli, ruhu için bir sığınak teşkil ederdi.Heykel, sert bir taş kütlesinden yapılmışsa, bu sığınak sonsuza kadar dayanırdı.Uzuvlar ve tüm unsurlar en tipik açılarından gösterilir.

En önemli kişiler, en büyük boyutta olanlardır.Örneğin, erkekler kadınlarından daha büyüktür.Hizmetçiler, eşlerin ikisinden daha da küçüktür.Kadınlar pasif dururken, erkekler daha aktif bir rolde resmedilirler. Erkekler koyu kızıl kahve be tonlarına kadınlar ise genellikle açık sarıya boyanır.Ağaç ev ya da kayık gibi nesneler profilden çizilirken, nehirler ve balıklar kuş bakışı çizilir.Sayıları iki bini alan tanrıların her birinin nasıl görünmesi gerektiği ile ilgili katı kurallar vardır.Yaratılışı simgeleyen bokböceği veya doğurganlığı simgeleyen kurbağa ve ördek gibi, tanrıların anladığı düşünülen semboller genellikle resimlere eklenir.Oturur pozisyondaki heykellerde eller her zaman dizlerin üzerindedir.Ayakta duran figürlerin bir ayağı diğer ayaktan bir adım öndedir.Resim ve kabartmalar gibi heykelciğin de görsel gerçekler yerine önceden belirlenmiş kurallara bağlılardır. Bu yüzen heykelleri, firavunların kendilerine birebir benzemez.Kalıcılık gerçeğe yakınlıktan daha önemlidir.Mısırlılar, bu yöntem sayesinde üst düzey soyluları, ama en çok da kraliyet ailesinden ölüleri mezarlarında koruyacaklarına inanırlardı.Böylece, tanrılar bütün sembolleri, duaları, tılsım ve sunuları anlayacak ve defnedilen kişiyi öbür dünyaya ve ölümsüzlüğe taşıyacaktı.Mısır’da sanat başladığı gibi devam etti.İlk başlarda bir gelişim evresi görülmedi.Bütün dönem boyunca sadece bir kes üslup değişikliği yaşandı.İlk zamanların sanatı da geç dönemlerle kıyas edebilecek derecede ustalık taşır.Bunun sebebi Mısır kültürünün üç temel unsurudur:Din, ölüm ve köklü geleneklere bağlılık.Fikrin özü ise Mısırda sanatın faydası ölülereydi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz